gözyaşı hikayesi

"Beni lütfen iyi dinleyiniz.” dedi kadın.
“Neden ağladığımı tam olarak açıklayamıyor olmam, sebepsiz ağladığım anlamına gelmez.” 


ben'in hikayesi

Kokusuyla başım dönüyordu. Yanından biraz olsun uzaklaşsam nefessiz kalıyordum. Aynı evde, aynı koltukta, aynı yatakta… Yanı başımda olsa bile özlüyordum onu. Yüzüne bakmaktan alamıyordum kendimi, içimde hep bir kıpırtı, hafif mide bulantısı, sürekli heyecan hali, yüzümde hiç yok olmayan bir gülümseme ve dilimde şükür. 
Hayatımdaydı, kollarımdaydı o hiç kopamadığım adam!


Ben şimdi dünyanın en mükemmel aşk hikayesinin baş kahramanıyım ve hikaye onun dudaklarında bitiyor. O benim kendimden vazgeçme halim.

sessizlik hikayesi

Belini ört derdi. Yüksek sesle gülme, renkli ojeler sürme. Saçlarını böyle açık bırakma, bacaklarını böyle uzatma...

Bilirdim hep yorgun olurdu, ondandı bu huzursuzluğu. Yoksa beni çok severdi. 'Canımdan çok... ' Derdi.

O insanlarla görüşme, eve geç dönme, çok kitap okuma, hikayeler anlatma, fazla düşünme olan biteni...

Bilirdim... Beni düşündüğündendi bu  Yoksa beni çok severdi. 'Canımdan çok... ' Derdi.

Uzaklara bakma, hayaller kurma, insanlara inanma, çiçeklerle konuşma, rüyalara dalma...

Bilirdim benim iyiliğim içindi söyledikleri. Endişelendiği için böyle konuşurdu. Yoksa beni çok severdi. 'Canımdan çok... ' Derdi.

Bana böyle bakma, sessizce ağlama, tepkisiz kalma, ellerimi bırakma...

Bilirdim dayanamazdı üzgün olmama. Bu yüzdendi tüm kızgınlıkları. Yoksa beni çok severdi. 'Canımdan çok... ' Derdi.

Simdi düşününce bu uzak hikayeyi, merak etmeye başladım; beni canından çok mu sevdi?

büyümek hikayesi

Birinin sizi terk ettiği boşluktan ancak diğerinin çıkarabileceğini anladığımda henüz 17 yaşındaydım.
Diğerinin sizi kapattığı boşluktan, içinde tutmaya çalıştığı zoraki hayattan da ancak öteki kurtarabilirdi. Bunu anladığımda 25’imde olmalıyım.
Çok zaman sonra anlayacağım bir şey daha vardı ki, tüm sayıklamalarımı, gözyaşlarımı yüzüme vuracaktı;

Hayat biri, diğeri ve öteki arasında gecen bir kısa filmden ibaretti.

iki kişinin hikayesi

   Bir dünya. Hiç yalan söylenmeden, bir kere olsun kalp kırmadan, kusurların sevilme sebebi, yaşanılan her anın gerçek olduğu ve üzerinden yıl geçtiği bir “aşk”.  
“Nasılsa bir gün her şey bitecek”  derdi genç kız, erkek ise “sen böyle düşünmeye devam edersen tabi ki biter” derdi. Kendi yazdıkları masalın sonunu farklı hayal ederdi ikiside.
Erkek mutlu. Kadın sessiz.
Günlerin dolmasını beklerdi. Bir gün çekip gideceğinden emindi. O kadar problemliydi ki bu ilişki kadına göre, mutlaka bitecekti ve hiç arkasına dönüp bakmayacaktı.
Öyle de oldu. Kadın bir gün gitti ve masalı bitti erkeğin. Gidebilme gücünü nasıl bulduğunu çözemedi kadın. Ardına bakmadı bir süre. Rahat nefes almaya başladı. Mutluluk getirecekti bu yoksunluk ona, öyle inanıyordu. Hayatının bir dönemini suskun geçirdi. Mutluluk öncesi bir aşama olmalıydı bu. Her yeni gelen bedenle suskunluğun bozulmasını diledi.
Ama öyle olmadı.
Lal şimdi.

Kıskançlık hikayesi

Esmer, uzun boylu bir kadındı. Ifadesiz bir yüzü vardı. Insanlardan uzak oluşunu sevmiştim. Kimseyi umursamaz tavırları, soğuk bakışları… sıradan görünmeye çalışsa da, insanların dikkatini çekerdi.

Sevdiğim adam…  saçları hep  dağınık, anlattıklarıyla ve gülümsemesiyle karşısındakini kendisine bağlayabilen, her zaman yollarda, sorumsuz ama düşünceli, uzak ama içinde.

Ve ben, telaşlı. Kırılgan. Unutulmuş.
En çok utandığım şey  ise, benim bile onları birbirlerine yakıştırmam. Ben olmasaydım eğer, hiçbir zaman karşılaşamayacaklardı. Bu yeter, kendi yokoluş hikayemin nedenini açıklamaya.


gitmek hikayesi

gözleri ıslak... ne yapacağını bilmiyor. üşüyor, sadece üşüyor.
bir kaç dakika önce oysa, her şeyin değişme ihtimali varken daha, neden hiçbir şey yapmamıştı?. hatırlamaya çalışıyor, ne olmuştu o son saniyelerde?

bütün kemiklerinin ağrıdığını hissetti gözlerini açar açmaz. psikolojik olup olamayacağını düşündü bir an. ne fark ederdi. kahretsin ki hala nefes alıyordu ve hala ağlıyordu.

tek bir soru; "ben mi, o mu?". basit. açık. kesin.
bu sorudan sonra tüm dünya sustu onunla birlikte.bir kış gecesi sokağa atıldı tüm biriktirilen göz göze gelmeler, gizli öpüşmeler, yalanlar, kavuşma umutları, sonunu düşünmekle geçen uykusuz geceler...

kabul etti sonunda, bu hikayede masum bir taraf yoktu. kendisi de, o da onursuzlardı ve aşka yakışan onurlu olmaktı. başlamamalıydı hiç bir şey, ama başladı ve şimdi bitmeliydi her şey ama ... aması yoktu işte, bitmeliydi, bitti ve o gitti.

"aşk" dedikleriydi neydi tam olarak?onun yüzünü bir daha görememe ihtimali karşısında, kendi ölümünün yaklaştığını hissetmek mi?



pismanlık hikayesi

Gözlerini açtı. Ne saatin kaç olduğu hakkında bir fikri vardı, ne de hangi güne uyandığı. Derin bir nefes aldı,  yaşıyordu gerçekten. Hatırlamaya çalıştı, en son ne olmuştu?
3 gün önce…
Gözlerini açtı. Saat 8 e geliyordu, işe geç kalmak üzereydi. Koşarak banyoya  girdi, 7 dk.Hızlıca giyindi, 5 dk. Çantasını aldı, evin anahtarlarını çantaya attı,1 dk. Odadan çıkarken, yatakta uyuyan sevgilisine dönüp baktı, 3sn. ve  öpmeden çıktı.
Tam vaktinde işte oldu. Birkaç saat masasında hiç kıpırdamadan ve hiçbir şey düşünmeden çalıştı.12.00, bir kahve aldı kendisine ve sigarasına sarıldı. Aklı bomboştu. Hissisleşmek…  güzeldi bazen.
Telefonu çalmaya başladı, arayan sevgilisiydi. Uzun süre telefona baktı, anlamsızca. “açsana!” diye seslendi  gülerek, iş arkadaşlarından biri yanından geçerken.
         
           - Alo?
           - Merhaba… ben… şey… sanırım siz yakınısınız, yanımdaki… ıı..mm..
    Bir kaza oldu, biz şimdi…

Ses gitti ya da gerisini artık duymadı. Düşüyordu ve biliyordu kendisini tutabilecek bir el artık yoktu. 
O an… her şeyin bittiğini anladığınız, elinizin kolunuzun hatta gözlerinizin bağlandığını hissettiğiniz, çaresizlikten nefessiz kaldığınız, bütün pişmanlıklarınızın güçlü bir el olup boğazınıza yapıştığı o an…
Hatırladığı son şey ,

keşke bu sabah, son bir kez, öpseydim onu.


o adamın hikayesi

"O adamın masali…
Masalıma bir varmış bir yokmuş diye başlamayacağım.Bir varmış ve o hep o adamın kalbinde var olmus, hep orada saklamış onu o adam.

O adam, onu o kadar derınıne gizlemis ki…
Gizlemis, cunku onun tek degerlisi,  hayatının tek anlamı, ona hayatın anlamını sevgının ne oldugunu ogreten oymus. onu orda hep korumak ıstemıs.

Ve bir gun o adamın kalbi durmus.o ozenle sakladıgı degerlısının artık orada olmadınıgı ondan kactıgını kalbınınn derınlıklerınde koyboldugunu hissetmis. ve adam da kendı derınlığinde kaybolmus. Ama o adamın kalbı o kadar guclu , o kadar dayanıklıymıs ki, adam delıler gıbı asıkmıs çünkü,askı ölümsüz olmuş.
masal ıste hemen canlanmıs adam.
hemen kurtarmıs onu  ve kendısını o derınlıklerden, hemen cekmıs kendıne onu.
Ve masal gercek olmuş;
evlılık + 3 cocukla mesut olarak, ask dolu sevgı dolu saglıklı huzurlu…
asklarıyla olumsuz olmuslar."

Gokhan.
11.01.2011


ayrılık hikayesi

Sokağın başından gelen topuk sesleri, elimdeki kadehi bıraktırıp, başımı o tarafa çevirtti. Yürüyen yalnız kadınlar…
Saate baktım, yaklaşık 3 saattir buradaydım. Şişe bitmiş, insanlar azalmıştı. Oysa telefonuma bıraktığı mesaj tam 11 de burada olmamı söylüyordu. Geleceğini söylemişti. Geleceğimi biliyordu, çünkü her zaman o çağırmıştı, ben gelmiştim. Ama bir kez daha işte, defalarca incittiği ruhumu yine paramparça yaptı. Ağlayamıyordum bile. Konuşamıyordum. Düşünemiyordum. Seviyordum. Çaresiz, her dediği, her yaptığı kabulümdü işte. Eziliyordum.
Nasıl, nerede, ne zaman tanıştığımızı hatırlamıyorum, bildiğim tek şey her zaman o vardı. Mutluydum ve o da mutluydu. Hiçbir zaman onun mutsuz olduğunu düşünmedim, çünkü bir erkeğin gözlerindeki aşkı, yalnızca ona aşık olan kadın görebilir ve ben görüyordum işte. Ona aşıktım, ona tapıyordum.

Sonra, çok zaman sonra…
Eve geç gelmelerle başladı her şey. Eve sebepsiz geç gelen erkek huzursuzdur. Daha çok adadım ona kendimi, daha çok işledim hayatına. Sonra hafta da bir iki gün kendi evinde kalmaya başladı. Daha sonra tamamen kendi evine geri döndü. Görüyordum her şeyi, çabalıyordum, müdahale etmek istiyordum. Ama engel olamıyordum.
Tartışmaya başlamıştık, çoğu zaman sussam da, tartışmayı reddetsemde, tartışıyorduk ve sesi yükseliyordu. Görüştüğümüz günler azaldı.
Yeni arkadaşlıklar bazen tat vermez ya… öyle olmuştu benim için, onun yeni arkadaşları. Çevresi değişti hızla.
Sadece yanımda huzur bulduğunu söyleyen adam, beni görmemek için türlü bahaneler üretiyordu. Yalanlar böylece başlamış oldu.
Hissediyordum, uçurumdan düşüyorduk ve yere çakılmak için çok az zamanımız kalmıştı. Paraşütü ancak o açabilir ve ikimizi de kurtarabilirdi. Ama onun istediği benim yere yapışıp, parçalanmamdı, bir daha toparlanamayacak kadar ufak parçalara bölünmemdi.
Zil çaldı ve ben heyecanla kapıya koştum, bu saatte ondan başkası olmazdı ve beni özlemişti işte. Konuşmak istediğim şeyler var, dedi suratsızca. Sarılmadan. Merhaba, demeden.
Son görüşümdü ama biliyordum, geri dönecekti ve özür dileyecekti bu ağır sözleri için.
Bekledim. O an gelince ne söyleyeceğimin provasını yaptım sessizce.
Ağladım. Ama çok sürmedi gözyaşlarım, hep çabuk sustum. Çünkü gelecekti…
Her gün makyaj yaptım, giyindim,ansızın gelebilme ihtimaline karşı.
Ona hediye almaya devam ettim.
Yeni yerler keşfettim, geldiğinde birlikte gitmek için.
Telefonumu yanımdan ayırmadım. Evdeki eşyalarına dokunmadım.
Yaz için tatil planı bile yaptım, yaza kadar mutlaka dönecekti çünkü.
Sonra o mesaj geldi, beni buraya getiren. Şimdiye kadar, bir an bile düşünmemiştim beni gerçekten terkettiğini. Ama bu gece…bu gece işte, kabul ediyorum sevgilim. Sen ayrıldın benden ve biz ayrıldık.

üçüncü sahsın yok edilis hikayesi

Sinirden tüm vücudu titriyordu. Dayanılmaz bir hal almıştı bu durum. Bütün enerjisini geçmişi silmeye, onu yok etmeye  harcıyordu. Bir an durup düşündü, geçmişi yok etmek için onu öldürmek gerektiğini fark etti. Evet, o pisliği yok ederse hayatı huzurla tanışacaktı. Bu çok zor olmamalıydı. Öldürme teorileri zihnini meşgul etmeye başladı bile.

Kıskançlık bazen ne kadar da yapıcı bir duygudur. Elinizdekileri kaybetmemek için çırpınırsınız. Sevgiden çok kıskançlık yaptırır bunu size. Siz daha çok sahiplenirsiniz, hayatınızın en değerli parçasını… farkında olmadan.

bir not.

anlatacak çok hikayem var. her hikaye başka bir kadına ait. zaten kahraman dediğin bir tane olmaz ki. her mekan yeni. hikayelerdeki yardımcı karakterler bile çok özel. şimdi bana izin verin, birazdan gelirim, hikayemi anlatmaya.