sessizlik hikayesi

Belini ört derdi. Yüksek sesle gülme, renkli ojeler sürme. Saçlarını böyle açık bırakma, bacaklarını böyle uzatma...

Bilirdim hep yorgun olurdu, ondandı bu huzursuzluğu. Yoksa beni çok severdi. 'Canımdan çok... ' Derdi.

O insanlarla görüşme, eve geç dönme, çok kitap okuma, hikayeler anlatma, fazla düşünme olan biteni...

Bilirdim... Beni düşündüğündendi bu  Yoksa beni çok severdi. 'Canımdan çok... ' Derdi.

Uzaklara bakma, hayaller kurma, insanlara inanma, çiçeklerle konuşma, rüyalara dalma...

Bilirdim benim iyiliğim içindi söyledikleri. Endişelendiği için böyle konuşurdu. Yoksa beni çok severdi. 'Canımdan çok... ' Derdi.

Bana böyle bakma, sessizce ağlama, tepkisiz kalma, ellerimi bırakma...

Bilirdim dayanamazdı üzgün olmama. Bu yüzdendi tüm kızgınlıkları. Yoksa beni çok severdi. 'Canımdan çok... ' Derdi.

Simdi düşününce bu uzak hikayeyi, merak etmeye başladım; beni canından çok mu sevdi?

büyümek hikayesi

Birinin sizi terk ettiği boşluktan ancak diğerinin çıkarabileceğini anladığımda henüz 17 yaşındaydım.
Diğerinin sizi kapattığı boşluktan, içinde tutmaya çalıştığı zoraki hayattan da ancak öteki kurtarabilirdi. Bunu anladığımda 25’imde olmalıyım.
Çok zaman sonra anlayacağım bir şey daha vardı ki, tüm sayıklamalarımı, gözyaşlarımı yüzüme vuracaktı;

Hayat biri, diğeri ve öteki arasında gecen bir kısa filmden ibaretti.