aşkların hikayesi

Hatırladın mı?
Sen ve ben.
Bedenlerimiz sarmaş dolaş.
Birlikte hiç sarhoş olduk mu, o ince çizgide.
Birbirimize bakıp gülüyorduk. Sanki gerçekten komikmiş gibi.
Ağlamıştık birlikte değil mi o filmi izlerken,
Kadın aşık, adam ise yalnız. Biz ise rolleri değiştirip gerçek hayatta yaşatmıştık o filmi.
Sen ve ben.
Sanki bitmeyecek bir aşk hikayesi. Hepsi şakaydı aslında.
“Ne kadar çabuk olabiliyorsun başkasıyla” demiştin, suç benim değildi, durup bekleyemeyecek kadar az zamanım vardı benim.
Bunu ilk sen söylememiştin.
Hiç kavuşamadan gidecekmişim gibi…
Yarın ölecekmişim gibi.
 “Ne istiyorsun” demiştin.

Zaman geçti.
Bir başkası, bir başka hikaye…
…  çok uzaklardan kaçıp gelmiştim onun yanına.
Ellerimi sımsıkı tutmuştu ve bana bir türkü söylemişti, ben de onunla kalmaya karar vermiştim. O bunu bilmiyordu. Sonsuza kadar onunla kalabilirdim ellerimi bırakmasaydı eğer. Bir gece yarısı bıraktı beni karanlığa. Ağladım. Tüm elimden gelen buydu.

Zaman geçti.
Bir başkası, bir başka hikaye…
Beni aradı yıllarca, sadece bir bakışımın peşinden…
Ellerine sarıldım bu kez, hiç gitmesin diye.
Anlattı her şeyi, bana gelene kadar çok yorulmuştu. Hep yolcuydu.
Bekle dedi.
Bekledim.
Git dedi. Sustum.
Yolcu olmak, hep yolcu kalmak demekmiş, anladım.
Ağladım.

Zaman geçti.
Bir başkası, bir başka hikaye…
Beni çok sevdi.
Sardı. Kaldım onunla. Büyüdüm. Ağladım. Gitmem gerekti.
Bu da değildi.
Ben yoktum. Sadece o vardı. Ben yoktum.
Kalamadım.
Yürüdüm.

Zaman geçti.
Bir başkası, bir başka hikaye…
Bir varmışım bir yokmuşum.
Saçlarında gezinmiş elim.
Meğer ona hiç doyamamışım.
Bitmemiş bu hikaye,
Hep yeni bir sayfaya yazmışım.
Bitmesin sayfalar diye,
Eski sayfaları silmişim.